Otizm Spektrum Bozukluğu

Otizm çeşitli alanlarda zorluklar ve anormallikler ile karakterize olan nörogelişimsel bir bozukluktur. Kişinin bilişsel ve duygusal gelişimini olumsuz yönde etkileyen bir zihin durumu olan otizm farklı şiddet derecelerinde ve farklı formlarda karşımıza çıkmaktadır.

Otizm yaşam boyu süren gelişimsel bir bozukluk olup; bireyin çevreyle ve özellikle diğer insanlarla etkileşimini olumsuz yönde etkiler. Otizmli çocuklar ve erişkinler başkalarıyla yeterli (anlamlı tarzda) ilişki kuramazlar.

Sosyal etkileşim, sosyal iletişim ve hayal gücü alanlarında sorun yaşayan otizmi olan bireylerin çeşitli zeka düzeylerinde olduğu görülmektedir. Otizm tanılı bireylerin yaklaşık -15’i normal ve normal üstü zeka düzeyinde; %25-35’i sınır zeka ve hafif mental retardasyon grubundadır; geriye kalanların zekaları ise orta ve ağır derecededir.

Otizm, günümüzde rastlanan en yaygın nörolojik bozukluktur ve her 150 çocuktan birini etkilediği kabul edilmektedir. Ayrıca, otizmin erkeklerdeki yaygınlığı, kızlardan üç-dört kat fazladır.

Otizmi olan bireylerin çoğu fiziksel açıdan normal görünürler. Otizme kesin tanı koymakta kullanılabilecek testler henüz geliştirilmediği gibi, otistik bozuklukların alt grupları arasındaki farkları ortaya koyabilecek testler de yoktur. Kan testleri, röntgenler, beyin taramaları, elektroensefalogramlar ve başka fiziki muayeneler otistik spektrum bozukluğunun varlığını kanıtlamak yada çürütmek için yeterli bilgiyi vermezler. Otizme nelerin yol açtığı ile ilgili olarak günümüzde yeterli bilgi yoktur.

Tanı yaşamın erken dönemlerinden itibaren var olan davranış modellerine dayanarak konur.

Otizmde en yaygın kullanılan tanısal ölçütler, DSM IV(Amerikan Psikiyatri Birliği), ICD (Uluslararası Hastalık Sınıflandırılması) ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından kabul edilmiş ölçütler olup uzmanlar tarafından otizmle ilgili yapılan araştırmalarda bu ölçütler kabul görmektedirler.

DSM-IV-TR yaygın gelişimsel bozukluklar tanı ölçütleri

En az ikisi (1)’inci maddeden ve birer tanesi (2) ve (3)’üncü maddelerden olmak üzere (1), (2) ve (3). maddelerden toplam altı (ya da daha fazla) maddenin bulunması:

Aşağıdakilerden En Az İkisinin Varlığı İle Kendini Gösteren Toplumsal Etkileşimde Nitel Bozulma:

  • Toplumsal etkileşim sağlamak için yapılan el-kol hareketleri, alınan vücut konumu, takınılan yüz ifadesi, göz göze gelme gibi birçok sözel olamayan davranışta belirgin bir bozulmanın olması
  • Yaşıtlarıyla gelişimsel düzeyine uygun ilişkiler geliştirememe
  • Diğer insanlarla eğlenme, ilgilerini ya da başarılarını kendiliğinden paylaşma arayışı içinde olmama( örn. İlgilendiği nesneleri göstermeme, getirmeme ya da belirtmeme)
  • Toplumsal ya da duygusal karşılıklar vermeme

Aşağıdakilerden En Az Birinin Varlığı İle Kendini Gösteren İletişimde Nitel Bozulma:

  • Konuşulan dilin gelişiminde gecikme olması ya da hiç gelişmemiş olması (el, kol ya da yüz hareketleri gibi diğer iletişim yollarıyla bunun yerini tutma girişimi eşlik etmemektedir)
  • Konuşması yeterli olan kişilerde, başkalarıyla söyleşiyi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğun olması
  • Basmakalıp ya da yineleyici ya da özel bir dil kullanma
  • Gelişim düzeyine uygun çeşitli, imgesel ya da toplumsa taklitlere dayalı oyunları kendiliğinden oynamama

Aşağıdakilerden En Az Birinin Varlığı İle Kendini Gösteren Davranış, İlgi Ve Etkinliklerde Sınırlı, Basmakalıp Ve Yineleyici Örüntülerin Olması:

  1. İlgilenme düzeyi ya da üzerinde odaklanma açısından olağandışı, bir ya da birden fazla basmakalıp ve sınırlı ilgi örüntüsü çerçevesinde kapanıp kalma
  2. Özgül, işlevsel olmayan, alışılageldiği üzere yapılan gündelik işlere ya da törensel davranış biçimlerine hiç esneklik göstermeksizin sıkı sıkıya uyma
  3. Basmakalıp ve yineleyici motor mannerizmler (örn. Parmak şıklatma, el çırpma ya da burma ya da karmaşık tüm vücut hareketleri)
  4. Eşyaların parçalarıyla sürekli uğraşıp durma
  • Aşağıdaki alanlardan en az birinde, 3 yaşından önce gecikmelerin ya da olağandışı bir işlevselliğin olması (1) Toplumsal etkileşim, (2) toplumsal iletişimde kullanılan dil ya da (3) sembolik ya da imgesel oyun
  • Bu bozukluk Rett Bozukluğu ya da Çocukluğun Dezintegratif Bozukluğuyla daha iyi açıklanamaz.

Otizmin Tanısı Nasıl Ve Kimler Tarafından Konur?

Ülkemizde otizm tanısı koyabilecek uzmanlar çocuk ruh hastalıkları uzmanları ve çocuk nörologlarıdır. Tanı, uzmanlar tarafından çocuğun gözlenmesi, gelişim testleri yapılması ve anne-babalara çocuğun gelişimi hakkında sorular sorulmasıyla konur.

Erken yaşta tanı konması, bir an önce eğitimin başlaması açısından önemlidir.

Bir çocuğa otizm tanısı koyulduktan hemen sonra eğitim programının planlanması adımına geçilmelidir. Otizmin tedavisi sürekli ve yoğun eğitimdir.

Otizmi olan bir çocuk özel eğitim almaya ne kadar erken başlarsa, o kadar hızlı ilerleyebilir. Otizmli çocuklara haftada en az 15 saat, tercihen 35-40 saat süreyle ve otizmli çocuklar için özel olarak hazırlanmış eğitim programlarıyla özel eğitim verilmesi gerekir.

Bunun yanı sıra otizmli çocukların aşırı hareketlilik, öfke nöbetleri ve takıntılar gibi davranış sorunlarını azaltmada ve dikkatlerini artırmada çeşitli psikiyatrik ilaçlardan yararlanılır.

Otizm

Otizm hakkında merak ettikleriniz... Otizm nasıl b